İbrahim Halil Asilbay

Adı, “ak sakallı” merhum dedesi tarafından konulan,

Sevgili eşini saymazsa hakkı, adaleti, içtenliği, dürüstlüğü ve doğallığı yaşamının merkezine koyabilmiş “saf” tek bir insanoğluyla karşılaşmadığı için hayıflanan,

Kibre, gurura, zenginliğe, hırsa, kıskançlığa zerre kadar tahammülü olmayan,

İsteyerek kimseye haksızlık etmemiş olmayı hayatının en büyük serveti sayan,

Ve bir “çift” dışında herkesle helalleşebileceğine inanan sıradan bir fanidir!

***

Emanetin ehline verildiğine hiçbir zaman inanmamıştır!

Adaletin tecellisine neredeyse hiç tesadüf etmemiştir!

Sadece işini dürüst yapanlara saygı duymuştur!

Sayın Çetin Altan'ın "Yüzde bir için..." başlıklı yazısının muhatabı olduğunu düşünmekte ve yazıdaki yüzde birin gerçek olmadığına inanmaktadır!

***

En az saygı duyduğu insanlar, iktidarın, medyanın ve silahın gücünü kullananlar arasındadır.

Derin bir hürmet duyacağı yargıçlar ve akademisyenlerle karşılaşmak en büyük özlemidir.

Hayatında önemli etkileri olan ve her daim saygıyla andığı yegâne kişi “Cüneyt Ozansoy” Beyefendi'dir.

***

Meslek okullarında geçirdiği süreyi bir kayıp olarak değerlendirmekte; sözgelimi, İngilizce konusundaki eksikliğinin önemli sebeplerinden birisinin bu okullar olduğuna inanmakta; bu okullarda yaşadığı şiddeti ve uygulayanları öfkeyle anmaktadır.

***

Elektronik, fotoğraf-video gibi uğraşılarına yeterli zaman ayıracağı günleri hasretle beklemektedir.

En severek yaptığı işi öğretmelik olarak hatırlamaktadır.

Türkçeye gönülden bağlı olup Türkçeyi titizlikle kullanmayı en önemli sorumluluklarından birisi saymaktadır.